Ksenofanes (Xenophanes) Kolophonlu/Değirmendere-İZMİR

Ksenofanes; Çok Tanrı'dan, Tek Tanrı'ya

Xenophanes
Rüya görürken, bir rüyada olduğunuzun farkında mısınız? Değilsiniz!
Peki uyanık olduğunuz anlarda, rüyada olmadığınızdan ve "yaşadığınızdan" nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz? 

Belki de her şey bir kurgudan ibaret, bizler; Tanrı'nın düşüncesindeki hayalleriz, olamaz mı? 

Muhtemelen sorularım size gülünç geldi.
Görüyorsunuz, işitiyorsunuz, düştüğünüzde canınız acıyor çünkü duyumsayan bir bedene sahipsiniz, özetle "var"sınız.
Var olduğunuzu beş duyunuz sayesinde algılayabiliyorsunuz,
peki beş duyunuzun algılayamadığı şeyler hakkında bilgi sahibi olabilir misiniz?
Tanrı daha fazlasını bilmenize izin verir mi?


M.Ö.570-480 yılları asarında yaşamış olan Kolophonlu(İzmir-Değirmendere) Ksenofanes'in felsefesinin ana sorusu buydu.
Yaşadığı toprakları muhtemelen İran saldırısı nedeniyle terk eden Ksenofanes, Güney İtalya'ya gitmiş ve oralarda bir gezgin hayatı yaşamıştır.
Hem İyonya'da Doğa Filozoflarının hem de Güney İtalya'da Pisagorculuğun felsefi görüşleri ile karşılaşma imkanı bulmuş olan filozof; bunlardan hem etkilenmiş hem de yer yer eleştirilerde de bulunmuştur.

Öncelikle sizlerin de sabırsızlıkla cevabını beklediği yukarıdaki soruya Xenophanes'in nasıl cevap verdiğine bakalım.
Xenophanes'e göre insanların bilgi kaynakları deneyim ve tecrübeye dayanır.
Hayatında hiç deniz görmemiş, göl kenarında yaşayan bir insana, en büyük su birikintisi nedir diye sorsanız size gölü işaret edecektir; aynı insanı deniz kenarına götürdüğünüzde, mevcut bilgisinin yanlışlığını fark ederek yaşadığı tecrübeyi yeni bilgiye dönüştürecektir.
Ksenofanes de insanların deneyim sayesinde bilgi edindiklerini ve bu bilgilerini de tecrübeleri ile arttırabileceklerini kabul etmektedir.


Xenophanes

Peki Tanrı, ruh, ölüm gibi duyu verilerinin ötesindeki konulara dair bilgilerimizi nasıl ediniriz? Filozofa göre görünürün gerisindeki hakikatin bilgisini ancak Tanrı bilebilir.
İnsanların hakikatin bilgisine erecek yetkinlikleri yoktur.
İnsanın bilgisi göreceli ve geliştirilmesi gereken bir bilgidir,
oysa Tanrı her şeyi bilendir "O bütünü gören, bütünü düşünen, bütünü işitendir."

Bu durumda insanoğlu, bilemediği gerçekler karşısındaki acizliğini örtmek için efsaneler, mitler, masallar uydurmaya başlar.
İnsan kılığında tanrılar yaratır, bu tanrılara insani davranışları yakıştırır.

Özellikle Ksenofanes'in karşı durduğu da budur.
Mit yapıcı Homeros ve Hesiodos'u eleştirdiği gibi, insan kılıklı tüm bu tanrıları da elinin tersiyle iter.

"Ölümlüler sanıyorlar ki tanrılar da kendileri gibi doğmuşlardır,kendileri gibi giyinirler, kendilerinin biçimindedirler.
Nitekim Habeşler tanrıları kendileri gibi kara ve yassı burunlu;
Trakyalılar sarışın ve mavi gözlü diye düşünürler.
Böyle olunca,atların, aslanların elleri olup da resim yapabilselerdi,atlar tanrılarını at gibi, aslanlar da aslan gibi çizeceklerdi.
Oysa tanrılar ne aslan biçimindedirler, ne zenciler gibidirler, ne de Yunan heykellerinde olduğu gibi insan kılığındadırlar"
Xenophanes

Peki Ksenofanes'in tanrı betimlemesi nasıldır?
“Bir Tanrıdır, hem tanrıların hem de insanların arasında en yüce O’dur; ne beden olarak ne de kavrayış olarak insana benzer."

Filozofa göre, insanın sınırlı bilme yetisine karşın tanrının zaman ve mekanla sınırlı olmayan bilme yetisi vardır,

Homeros ve Hesiodos'un tanrıları gibi bilmek için hareket etmesine gerek yoktur. “Hep aynı yerde kalır hiç kımıldamadan. Uygun düşmez O’na farklı zamanlarda değişik yerlerde olmak

Tanrıyı küre biçiminde tasavvur eden Ksenofanes, onun soluk almayan,baştan aşağı düşünce, baştan aşağı akıl olduğunu belirtmiştir.

Bu görüşleri ışığında (monoteizm) tektanrıcılığın kurucusu sayılabilecek olan Ksenofanes'in görüşlerinde yer yer, evren ile tanrıyı da birbirine eşit görerek tümtanrıcı (pantheist) görüşe kaydığı da fark edilmektedir.

İnsan bilgisinin sınırlarının olup olmadığını sorgulaması, mitolojilere karşı çıkarak Tanrının varlığını efsane ve masalların ötesinde gerçekçi temellerde arama çabası onu düşünce tarihinde her zaman hatırlanan ve değerli bir filozof yapacaktır.

Ancak bana kalırsa Xenophanes burada durmalıydı, o hızını alamamış, doğa filozoflarının alanına ait konularda da bir kaç kelam etmekten kendini alıkoyamamıştır.

Dünyanın tepsi biçiminde ve toprağın üzerinde olduğunu,
üzerinin yarım küre biçimindeki hava ile kaplandığını,
dünyanın başlangıçta çamur halinde olup, güneşin ısısıyla buharlaşan suyun bulutları, kuruyan çamurun da toprağı meydana getirdiğini belirtmiştir.
Güneşin düz bir çizgi şeklinde ilerlediğini düşünen Ksenofanes, gece olunca da bir çukura düştüğünü sanmaktadır.
batışına tanık olduğunuz anlarda Ksenofanes'in adını yad etmeyi unutmayınız !...


Ksenofanes Vikipedi, özgür ansiklopedi

Ksenofanes (Antik Yunanca: Ξενοφάνης, MÖ 570-480). 
Sokrates öncesi düşünürlerden bir tanesi olan Ksenofanes Kolophonlu'dur (şimdiki İzmir-Değirmendere). Geleneklere, dolayısıyla da Yunan sporcularının yüceltilmesine, kehanetlere ve özellikle de halkının insan biçimli çoktanrıcılık anlayışına karşı çıkmıştır.

Yaşamı
Onun hakkında bilgi veren kaynaklar başta Aristoteles olmak üzere, Diogenes Laertius, İskenderiyeli Klemens ve MS 2. yüzyılda yaşamış olan Sextus Empricus'tur. Ayrıca Ksenophanes'in kendisine ait olduğu bildirilen fragmentler de vardır.

MÖ 540 yılında Anadolu'nun İranlılar tarafından işgal edilmesiyle yurdundan ayrılmak zorunda kalmıştır. Güney İtalya'da çok gezmiş ve gittiği yerlerde eğitici ve öğretici nitelikteki şiirlerini okuyarak dikatleri üzerine çekmiştir. Yaşamının sonlarına doğru, günümüze ancak kalıntıları kalmış olan Elea kentine yerleşmiştir.

Öğretisi
Ksenofanes insan ve kültür sorunlarına ilgi duymaktadır. İçinde yaşadığı Yunan toplumunun ve kültürünün temel kurum, kavram ve değerlerini sorgulamaktadır. Bunun için sıkı eleştiriler getirmekte ve bu eleştirilerini ise hiciv biçimiminde ifade etmektedir. Kökleri Homeros ve Hesiodos'a kadar inen, halkın tanrı kavramı ile savaşır:

"Homeros ve Hesiodos tanrılara, insanlar arasında ne kadar ayıp ve kusur varsa hepsini yüklemişlerdir. Hırsızlık, zina ve birbirlerini kandırma." (B11)

Ksenofanes tanrı kavramına ahlaki bir temel kazandırmak ister. Ona göre; bir yandan tanrılara saygı duymak, öte yandan onlar için bu tür çirkin masallar uydurmak birbiriyle uyuşmaz. 
Tanrıyı insan biçiminde tasarlamaya da karşıdır:
"İnsanlar tanrıların kendileri gibi doğmuş olduklarını ve kendininkilere benzeyen elbiseleri, sesleri ve biçimleri olduğunu sanmaktadırlar." (B14)

"Eğer öküzlerin, atların ve aslanların elleri olsaydı ve onlar elleriyle insanlar gibi resim yapmasını ve sanat eserleri meydana getirmesini bilselerdi, atlar tanrıların biçimlerini atlarınkine, öküzler öküzlerinkine benzer çizerlerdi ve onların her birine de kendi türlerine uygun bedenler verirlerdi." "Habeşler tanrıların kara ve basık burunlu, Trakyalılar ise mavi gözlü ve kızıl saçlı olduklarını söylerler." (B15,16)

Ksenophanes bu tanrı tasavvuru karşısına tektanrıcılık düşüncesini çıkarmıştır. 
Bu düşüncenin halk üzerinde etkisi olmamışsa da tanrının, yerinde durarak, dünyayı düşünmekle kımıldattığı şeklindeki öğretisi, Aristoteles tarafından ele alınmak ve tamamlanmak suretiyle yüzyıllar boyunca hüküm sürmüştür.

"Tanrı ve insanlar arasında en büyük olan, ne biçim ne düşünce bakımından insanlara benzer olamayan tek bir Tanrı." 
VE LEM YEKÜNLEHÜ KÜFÜVEN EHAD

"O tümüyle göz, tümüyle düşünce, tümüyle kulaktır." 
İNNE HUVE SEMİUL-ALİM / İNNELLAHE SEMİUN BASİRUN
"Hiçbir zorluk çekmeksizin her şeyi zihninin gücüyle yönetir." "Hiç kımıldamadan hep aynı yerde durur ve bir o yana bir bu yana gitmek yakışmaz ona." (B23,24,25,26)

AYETEL KÜRSİ OKUNUŞU

Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm,
lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih,
ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm,
velâ yü-hîtûne bi'şey'in min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard,
velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.

AYETEL KÜRSİ DUASI MEALİ

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.
Allah'dan başka hiç bir ilah yoktur. O, daima yaşayan, daima duran,
bütün varlıkları ayakta tutandır. O'nu ne gaflet basar, ne de uyku.
Göklerdeki ve yerdeki herşey O'nundur. O'nun izni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine! Onların önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir.
Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar.
O'nun hükümdarlığı, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Her ikisini görüp gözetmek,
ona bir ağırlık da vermez. O, çok yüce, çok büyüktür.

Evrenbilimi
Asıl ilgi alanını oluşturmamakla birlikte bu konularda birtakım görüşler ortaya koymuştur:
Dünya düzdür; üst tarafından hava küresi, daha doğrusu yarım hava küresi, alt tarafından ise toprakla çevrelenmiştir.
Öte yandan Ksenophanes, güneşin havada bir doğru çizdiğini ve her akşam batıda bir çukura düştüğünü, ertesi gün ise doğudan yeni bir güneşin doğduğunu düşünür.
Yıldızlar ise gündüzleri sönen, geceleri tekrar yanan kömür parçaları gibidirler. 

Dünya belki başlangıçta bir çamurdu. Zamanla güneşin etkisiyle suların bir kısmı buharlaştı, toprak kurudu ve böylece o bugünkü şeklini aldı. 
Ksenophanes'in karada deniz hayvanlarının, deniz yosunlarının fosillerini bulduğu, bundan hareketle bu kuramı ortaya attığı söylenmektedir. 

Ksenophanes dünyanın başlangıçtaki halinden birtakım değişmelerle şimdiki haline gelmiş olduğu şeklindeki açıklamasına benzer bir açıklamayı uygarlık hakkında da vermektedir:

"Tanrılar insanlara her şeyi başlangıçtan itibaren vermemişlerdir. İnsanlar araştırma yaparak zamanla en iyiyi bulmuşlardır." (B18)

Ayrıca kendisine ve öğretisine karşı eleştirici bir tavır takınmıştır: İnsan doğruya değil sadece doğruyu andırana ulaşabilir.
"Tanrılardan hakikati ve de yeryüzündeki her şeyi öğrenen olmadı asla ve olmayacaktır da. Çünkü insan bir kez doğruyu tam tuttursa bile yine de öyle olduğunu bilmeyecektir." (B34)

Karşılaştırma
Ksenofanes Yunan felsefe tarihinde gerek İyonya doğa düşünürlerinden, gerekse Pythagorasçılar'dan farklı bir zihniyet temsil etmektedir. 
İyonya düşünürleriden farklıdır, çünkü dogabilimsel görüşleri itibarıyla onların bazı görüşlerini paylaşmaktaysa da eğilimi itibarıyla bu tür sorunlara, yani evrenin nasıl ortaya çıktığı, ana maddesinin ne olduğu gibi sorunlarla gerçekten ilgilenen bir insan değildir.

Öte yandan Ksenophanes'in amacının, Pythagoras gibi ruhun kurtuluşunu sağlamak olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim bir şiirinde açıkça onunla ve onun ruh göçü anlayışıyla alay etmektedir. Benzer şekilde Dionysosçular da tuhaf ayinleri ve öğretileriyle Ksenophanes'in alaycı eleştirilerinden kendilerini kurtaramamaktadırlar.

Ksenofanes Hayatı
Ksenofanes, yaklaşık 570’de Ionia’nın Colophon şehrinde doğdu ve belki de başta Sicilya olmak üzere çeşitli şehirleri gezdi. Ancak hayatının çoğu bilinmemektedir.

Ksenofanes Felsefesi
KsenofanesOnun görüşlerine dair bilgimiz hayatta kalan şiirinden geliyor, bunların hepsi daha sonraki Yunan yazarların alıntıları olarak geçiyor. Şiirleri , antropomorfik tanrıların panteonuna ve Yunanlıların atletizm dönemine olan inancı da dahil olmak üzere geniş bir fikir yelpazesini eleştirdi ve hicvediyordu.
Ksenofanes, o zamana kadar tanrıların insanlara formunu andıracakları fikrinin yanı sıra, çoktanrıcılık inancını reddetmiştir.
Bu düşünceyi, öküzlerin tanrıları hayal edebiliyor olsaydı, o zaman tanrıların öküz imajında olacağını iddia ederek alay etti.
Soyut, evrensel, değişmez, hareketsiz ve her zaman mevcut olan tek Tanrı kavramını geliştirmesinden dolayı, Ksenofanes çoğu zaman Batı felsefesindeki en eski tektancılardan biri olarak görülür.

Bu, hayattaki daha ince şeylere erişimi olan insanların çevreleri arasında hoş karşılanırken, kendilerini dindarlık ve ılımlılıkla özdeşleştirmeye teşvik etme görevini de üstlendiğini göstermektedir. Başka bir yerde, Ksenofanes, memleketinin çöküşüyle vatandaşının gösterişli göstergeleriyle (parça 3) arasındaki bağlantıyı gösteriyor. Hayatta kalan uzun metrajlı parçalardan birinde, zihnin tarih boyunca yankı bulduğu kültürel öncelikleri eleştiriyoruz. Burada Ksenofanes, ödüller ve saygınlıklarını şampiyon sporculara verirken, öğrenilenlerin ve şairlerin uzmanlığı aldatılmamış ve takdir edilmez.

Pisagorla İlişki
Eleatic Felsefe Okulu’nun kurucusu olan Ksenofanes, Colophon’lu bir yerli idi ve yaklaşık 570 BCE doğdu. Hayatının tarihlerini herhangi bir doğrulukla belirlemek zordur ve hayatının gerçekleri de belirsizdir. Xenophanes erken bir tarihte kendi ülkesinden ayrıldı ve Sicilya’ya sığındı. Burada Hiero, Hicaz ve İambik ayetleri mahkemesinde, Hesiod ve Homer Teogisi’ni eleştirdiği için yazdı. Sicilya’dan felsefe mesleğini üstlendiği Magna Graecia’ya geçti ve Pisagor okulunda ünlü bir öğretmen oldu. Pythagoras’ın öğrencileri arasında olağan olandan daha büyük bir düşünce özgürlüğüne yol açarak, Epimenidler, Thales ve Pisagor’un doktrinlerine karşı kendi görüşlerinin yeni fikirlerini ortaya koydu.
Yaklaşık 70 yıl boyunca Pisagor felsefesi başkanlığını yaptı.

Burada Elea okulunun kurucusu Parmenides’in hocası oldu.
Parmanides felsefesinde karşılaştırılan temel düşünce olan “bir tanrı vardır” olarak dile gelir. Ksenophanes’in belirttiği üsluptaki ölümsüz, sonsuz, aşkın ve genel geçer tanrı, Parmenides felsefesindeki “Bir”dir.
Ksenophanes’in en önemli görüşü tanrı anlayışına ilişkindir. 
Antikçağ’daki antropomorphizm ile savaştı ve tanrıların insan biçiminde ve insanmış gibi düşünülmesinin yanlışlığını vurguladı.Ona göre tanrılar, insanlar “ölümlüler” gibi her türlü kötü, olumsuz edimlere giremezler. Her kişi ya da toplum, tanrısını kendisi gibi tasarlarsa tanrıların sanılanlardan da çok ve çeşitli olmaları gerekir. 
Tanrı’nın her türlü biçimden yaşama biçiminden arınmış olması gerekir. Bu tanrı her şeyin üstündedir. 
Gelip geçici olanlarla doğrudan ya da dolaylı bir benzerliği yoktur. 
O bir tektir? 
Böylece Ksenophanes Tek Tanrıcı (Monoteist) dinlere uzanan yolu açtı. 
Bu yolda daha sonra Sokrates ve Platon yürüdüler ve görüş, Plotinos felsefesinde en geniş biçimine vararak tek tanrılı dinlerin ortaya çıkışma ulaştı.


Filozof Hakkında
1950’lere kadar, bir filozof olarak doğru bir şekilde karakterize edilip edilmeyeceği de dahil olmak üzere, Xenophanes’in pek çok yönü üzerinde tartışmalar oldu. Bugünün felsefi ve klasik söyleminde, Xenophanes en önemli demokratik filozoflardan biri olarak görülür. Aynı zamanda onu, Elmen’in Zeno’nun öğretmeni olarak gördüğünü ve genel olarak Eleat okuluna bağlı olduğunu görmek yaygındı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

antik yunan filozofları listesi

Anadolu’da Doğmuş Eskiçağ Filozofları Listesi

MİLET OKULU