Ksenofanes (Xenophanes) Kolophonlu/Değirmendere-İZMİR
Ksenofanes; Çok Tanrı'dan, Tek Tanrı'ya
Xenophanes
Rüya görürken, bir rüyada olduğunuzun farkında mısınız?
Değilsiniz!
Peki uyanık olduğunuz anlarda, rüyada olmadığınızdan ve "yaşadığınızdan" nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?
Peki uyanık olduğunuz anlarda, rüyada olmadığınızdan ve "yaşadığınızdan" nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?
Belki de her şey bir kurgudan ibaret, bizler; Tanrı'nın düşüncesindeki hayalleriz, olamaz mı?
Muhtemelen sorularım size gülünç geldi.
Görüyorsunuz, işitiyorsunuz, düştüğünüzde canınız acıyor çünkü duyumsayan bir bedene sahipsiniz, özetle "var"sınız.
Var olduğunuzu beş duyunuz sayesinde algılayabiliyorsunuz,
peki beş duyunuzun algılayamadığı şeyler hakkında bilgi sahibi olabilir misiniz?
Tanrı daha fazlasını bilmenize izin verir mi?
Görüyorsunuz, işitiyorsunuz, düştüğünüzde canınız acıyor çünkü duyumsayan bir bedene sahipsiniz, özetle "var"sınız.
Var olduğunuzu beş duyunuz sayesinde algılayabiliyorsunuz,
peki beş duyunuzun algılayamadığı şeyler hakkında bilgi sahibi olabilir misiniz?
Tanrı daha fazlasını bilmenize izin verir mi?
M.Ö.570-480 yılları asarında yaşamış olan
Kolophonlu(İzmir-Değirmendere) Ksenofanes'in felsefesinin ana sorusu buydu.
Yaşadığı toprakları muhtemelen İran saldırısı nedeniyle terk eden Ksenofanes, Güney İtalya'ya gitmiş ve oralarda bir gezgin hayatı yaşamıştır.
Hem İyonya'da Doğa Filozoflarının hem de Güney İtalya'da Pisagorculuğun felsefi görüşleri ile karşılaşma imkanı bulmuş olan filozof; bunlardan hem etkilenmiş hem de yer yer eleştirilerde de bulunmuştur.
Yaşadığı toprakları muhtemelen İran saldırısı nedeniyle terk eden Ksenofanes, Güney İtalya'ya gitmiş ve oralarda bir gezgin hayatı yaşamıştır.
Hem İyonya'da Doğa Filozoflarının hem de Güney İtalya'da Pisagorculuğun felsefi görüşleri ile karşılaşma imkanı bulmuş olan filozof; bunlardan hem etkilenmiş hem de yer yer eleştirilerde de bulunmuştur.
Öncelikle sizlerin de sabırsızlıkla cevabını beklediği
yukarıdaki soruya Xenophanes'in nasıl cevap verdiğine bakalım.
Xenophanes'e göre insanların bilgi kaynakları deneyim ve tecrübeye dayanır.
Hayatında hiç deniz görmemiş, göl kenarında yaşayan bir insana, en büyük su birikintisi nedir diye sorsanız size gölü işaret edecektir; aynı insanı deniz kenarına götürdüğünüzde, mevcut bilgisinin yanlışlığını fark ederek yaşadığı tecrübeyi yeni bilgiye dönüştürecektir.
Xenophanes'e göre insanların bilgi kaynakları deneyim ve tecrübeye dayanır.
Hayatında hiç deniz görmemiş, göl kenarında yaşayan bir insana, en büyük su birikintisi nedir diye sorsanız size gölü işaret edecektir; aynı insanı deniz kenarına götürdüğünüzde, mevcut bilgisinin yanlışlığını fark ederek yaşadığı tecrübeyi yeni bilgiye dönüştürecektir.
Ksenofanes de insanların deneyim sayesinde bilgi
edindiklerini ve bu bilgilerini de tecrübeleri ile arttırabileceklerini kabul
etmektedir.
Xenophanes
Peki Tanrı, ruh, ölüm gibi duyu verilerinin ötesindeki
konulara dair bilgilerimizi nasıl ediniriz? Filozofa göre görünürün gerisindeki
hakikatin bilgisini ancak Tanrı bilebilir.
İnsanların hakikatin bilgisine erecek yetkinlikleri yoktur.
İnsanın bilgisi göreceli ve geliştirilmesi gereken bir bilgidir,
oysa Tanrı her şeyi bilendir "O bütünü gören, bütünü düşünen, bütünü işitendir."
Bu durumda insanoğlu, bilemediği gerçekler karşısındaki acizliğini örtmek için efsaneler, mitler, masallar uydurmaya başlar.
İnsan kılığında tanrılar yaratır, bu tanrılara insani davranışları yakıştırır.
Özellikle Ksenofanes'in karşı durduğu da budur.
Mit yapıcı Homeros ve Hesiodos'u eleştirdiği gibi, insan kılıklı tüm bu tanrıları da elinin tersiyle iter.
İnsanların hakikatin bilgisine erecek yetkinlikleri yoktur.
İnsanın bilgisi göreceli ve geliştirilmesi gereken bir bilgidir,
oysa Tanrı her şeyi bilendir "O bütünü gören, bütünü düşünen, bütünü işitendir."
Bu durumda insanoğlu, bilemediği gerçekler karşısındaki acizliğini örtmek için efsaneler, mitler, masallar uydurmaya başlar.
İnsan kılığında tanrılar yaratır, bu tanrılara insani davranışları yakıştırır.
Özellikle Ksenofanes'in karşı durduğu da budur.
Mit yapıcı Homeros ve Hesiodos'u eleştirdiği gibi, insan kılıklı tüm bu tanrıları da elinin tersiyle iter.
"Ölümlüler sanıyorlar ki tanrılar da kendileri gibi
doğmuşlardır,kendileri gibi giyinirler, kendilerinin biçimindedirler.
Nitekim Habeşler tanrıları kendileri gibi kara ve yassı burunlu;
Trakyalılar sarışın ve mavi gözlü diye düşünürler.
Böyle olunca,atların, aslanların elleri olup da resim yapabilselerdi,atlar tanrılarını at gibi, aslanlar da aslan gibi çizeceklerdi.
Oysa tanrılar ne aslan biçimindedirler, ne zenciler gibidirler, ne de Yunan heykellerinde olduğu gibi insan kılığındadırlar"
Nitekim Habeşler tanrıları kendileri gibi kara ve yassı burunlu;
Trakyalılar sarışın ve mavi gözlü diye düşünürler.
Böyle olunca,atların, aslanların elleri olup da resim yapabilselerdi,atlar tanrılarını at gibi, aslanlar da aslan gibi çizeceklerdi.
Oysa tanrılar ne aslan biçimindedirler, ne zenciler gibidirler, ne de Yunan heykellerinde olduğu gibi insan kılığındadırlar"
Xenophanes
Peki Ksenofanes'in tanrı betimlemesi nasıldır?
“Bir Tanrıdır, hem tanrıların hem de insanların arasında en yüce O’dur; ne beden olarak ne de kavrayış olarak insana benzer."
Filozofa göre, insanın sınırlı bilme yetisine karşın tanrının zaman ve mekanla sınırlı olmayan bilme yetisi vardır,
Homeros ve Hesiodos'un tanrıları gibi bilmek için hareket etmesine gerek yoktur. “Hep aynı yerde kalır hiç kımıldamadan. Uygun düşmez O’na farklı zamanlarda değişik yerlerde olmak”
“Bir Tanrıdır, hem tanrıların hem de insanların arasında en yüce O’dur; ne beden olarak ne de kavrayış olarak insana benzer."
Filozofa göre, insanın sınırlı bilme yetisine karşın tanrının zaman ve mekanla sınırlı olmayan bilme yetisi vardır,
Homeros ve Hesiodos'un tanrıları gibi bilmek için hareket etmesine gerek yoktur. “Hep aynı yerde kalır hiç kımıldamadan. Uygun düşmez O’na farklı zamanlarda değişik yerlerde olmak”
Tanrıyı küre biçiminde tasavvur eden Ksenofanes, onun
soluk almayan,baştan aşağı düşünce, baştan aşağı akıl olduğunu belirtmiştir.
Bu görüşleri ışığında (monoteizm) tektanrıcılığın
kurucusu sayılabilecek olan Ksenofanes'in görüşlerinde yer yer, evren ile
tanrıyı da birbirine eşit görerek tümtanrıcı (pantheist) görüşe kaydığı da fark
edilmektedir.
İnsan bilgisinin sınırlarının olup olmadığını
sorgulaması, mitolojilere karşı çıkarak Tanrının varlığını efsane ve masalların
ötesinde gerçekçi temellerde arama çabası onu düşünce tarihinde her zaman
hatırlanan ve değerli bir filozof yapacaktır.
Ancak bana kalırsa Xenophanes burada durmalıydı, o hızını
alamamış, doğa filozoflarının alanına ait konularda da bir kaç kelam etmekten
kendini alıkoyamamıştır.
Dünyanın tepsi biçiminde ve toprağın üzerinde olduğunu,
üzerinin yarım küre biçimindeki hava ile kaplandığını,
dünyanın başlangıçta çamur halinde olup, güneşin ısısıyla buharlaşan suyun bulutları, kuruyan çamurun da toprağı meydana getirdiğini belirtmiştir.
Güneşin düz bir çizgi şeklinde ilerlediğini düşünen Ksenofanes, gece olunca da bir çukura düştüğünü sanmaktadır.
üzerinin yarım küre biçimindeki hava ile kaplandığını,
dünyanın başlangıçta çamur halinde olup, güneşin ısısıyla buharlaşan suyun bulutları, kuruyan çamurun da toprağı meydana getirdiğini belirtmiştir.
Güneşin düz bir çizgi şeklinde ilerlediğini düşünen Ksenofanes, gece olunca da bir çukura düştüğünü sanmaktadır.
batışına
tanık olduğunuz anlarda Ksenofanes'in adını yad etmeyi unutmayınız !...
Ksenofanes Vikipedi, özgür ansiklopedi
Ksenofanes (Antik Yunanca: Ξενοφάνης, MÖ 570-480).
Sokrates
öncesi düşünürlerden bir tanesi olan Ksenofanes Kolophonlu'dur (şimdiki
İzmir-Değirmendere). Geleneklere, dolayısıyla da Yunan sporcularının
yüceltilmesine, kehanetlere ve özellikle de halkının insan biçimli
çoktanrıcılık anlayışına karşı çıkmıştır.
Yaşamı
Onun hakkında bilgi veren kaynaklar başta Aristoteles olmak
üzere, Diogenes Laertius, İskenderiyeli Klemens ve MS 2. yüzyılda yaşamış olan
Sextus Empricus'tur. Ayrıca Ksenophanes'in kendisine ait olduğu bildirilen
fragmentler de vardır.
MÖ 540 yılında Anadolu'nun İranlılar tarafından işgal
edilmesiyle yurdundan ayrılmak zorunda kalmıştır. Güney İtalya'da çok gezmiş ve
gittiği yerlerde eğitici ve öğretici nitelikteki şiirlerini okuyarak dikatleri
üzerine çekmiştir. Yaşamının sonlarına doğru, günümüze ancak kalıntıları kalmış
olan Elea kentine yerleşmiştir.
Öğretisi
Ksenofanes insan ve kültür sorunlarına ilgi duymaktadır.
İçinde yaşadığı Yunan toplumunun ve kültürünün temel kurum, kavram ve
değerlerini sorgulamaktadır. Bunun için sıkı eleştiriler getirmekte ve bu
eleştirilerini ise hiciv biçimiminde ifade etmektedir. Kökleri Homeros ve
Hesiodos'a kadar inen, halkın tanrı kavramı ile savaşır:
"Homeros ve Hesiodos tanrılara, insanlar arasında ne
kadar ayıp ve kusur varsa hepsini yüklemişlerdir. Hırsızlık, zina ve
birbirlerini kandırma." (B11)
Ksenofanes tanrı kavramına ahlaki bir temel kazandırmak
ister. Ona göre; bir yandan tanrılara saygı duymak, öte yandan onlar için bu
tür çirkin masallar uydurmak birbiriyle uyuşmaz.
Tanrıyı insan biçiminde
tasarlamaya da karşıdır:
"İnsanlar tanrıların kendileri gibi doğmuş olduklarını
ve kendininkilere benzeyen elbiseleri, sesleri ve biçimleri olduğunu
sanmaktadırlar." (B14)
"Eğer öküzlerin, atların ve aslanların elleri olsaydı
ve onlar elleriyle insanlar gibi resim yapmasını ve sanat eserleri meydana
getirmesini bilselerdi, atlar tanrıların biçimlerini atlarınkine, öküzler
öküzlerinkine benzer çizerlerdi ve onların her birine de kendi türlerine uygun
bedenler verirlerdi." "Habeşler tanrıların kara ve basık burunlu,
Trakyalılar ise mavi gözlü ve kızıl saçlı olduklarını söylerler." (B15,16)
Ksenophanes bu tanrı tasavvuru karşısına tektanrıcılık
düşüncesini çıkarmıştır.
Bu düşüncenin halk üzerinde etkisi olmamışsa da
tanrının, yerinde durarak, dünyayı düşünmekle kımıldattığı şeklindeki öğretisi,
Aristoteles tarafından ele alınmak ve tamamlanmak suretiyle yüzyıllar boyunca
hüküm sürmüştür.
"Tanrı ve insanlar arasında en büyük olan, ne biçim ne
düşünce bakımından insanlara benzer olamayan tek bir Tanrı."
VE LEM YEKÜNLEHÜ KÜFÜVEN EHAD
"O
tümüyle göz, tümüyle düşünce, tümüyle kulaktır."
İNNE HUVE SEMİUL-ALİM / İNNELLAHE SEMİUN BASİRUN
"Hiçbir zorluk
çekmeksizin her şeyi zihninin gücüyle yönetir." "Hiç kımıldamadan hep
aynı yerde durur ve bir o yana bir bu yana gitmek yakışmaz ona."
(B23,24,25,26)
AYETEL KÜRSİ OKUNUŞU
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm,
lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih,
ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm,
velâ yü-hîtûne bi'şey'in min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard,
velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.
lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih,
ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm,
velâ yü-hîtûne bi'şey'in min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard,
velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.
AYETEL KÜRSİ DUASI MEALİ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.
Allah'dan başka hiç bir ilah yoktur. O, daima yaşayan, daima duran,
bütün varlıkları ayakta tutandır. O'nu ne gaflet basar, ne de uyku.
Göklerdeki ve yerdeki herşey O'nundur. O'nun izni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine! Onların önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir.
Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar.
O'nun hükümdarlığı, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Her ikisini görüp gözetmek,
ona bir ağırlık da vermez. O, çok yüce, çok büyüktür.
Allah'dan başka hiç bir ilah yoktur. O, daima yaşayan, daima duran,
bütün varlıkları ayakta tutandır. O'nu ne gaflet basar, ne de uyku.
Göklerdeki ve yerdeki herşey O'nundur. O'nun izni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine! Onların önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir.
Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar.
O'nun hükümdarlığı, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Her ikisini görüp gözetmek,
ona bir ağırlık da vermez. O, çok yüce, çok büyüktür.
Evrenbilimi
Asıl ilgi alanını oluşturmamakla birlikte bu konularda
birtakım görüşler ortaya koymuştur:
Dünya düzdür; üst tarafından hava küresi,
daha doğrusu yarım hava küresi, alt tarafından ise toprakla çevrelenmiştir.
Öte
yandan Ksenophanes, güneşin havada bir doğru çizdiğini ve her akşam batıda bir
çukura düştüğünü, ertesi gün ise doğudan yeni bir güneşin doğduğunu düşünür.
Yıldızlar ise gündüzleri sönen, geceleri tekrar yanan kömür parçaları
gibidirler.
Dünya belki başlangıçta bir çamurdu. Zamanla güneşin etkisiyle
suların bir kısmı buharlaştı, toprak kurudu ve böylece o bugünkü şeklini aldı.
Ksenophanes'in karada deniz hayvanlarının, deniz yosunlarının fosillerini
bulduğu, bundan hareketle bu kuramı ortaya attığı söylenmektedir.
Ksenophanes
dünyanın başlangıçtaki halinden birtakım değişmelerle şimdiki haline gelmiş
olduğu şeklindeki açıklamasına benzer bir açıklamayı uygarlık hakkında da
vermektedir:
"Tanrılar insanlara her şeyi başlangıçtan itibaren
vermemişlerdir. İnsanlar araştırma yaparak zamanla en iyiyi bulmuşlardır."
(B18)
Ayrıca kendisine ve öğretisine karşı eleştirici bir tavır
takınmıştır: İnsan doğruya değil sadece doğruyu andırana ulaşabilir.
"Tanrılardan hakikati ve de yeryüzündeki her şeyi
öğrenen olmadı asla ve olmayacaktır da. Çünkü insan bir kez doğruyu tam
tuttursa bile yine de öyle olduğunu bilmeyecektir." (B34)
Karşılaştırma
Ksenofanes Yunan felsefe tarihinde gerek İyonya doğa
düşünürlerinden, gerekse Pythagorasçılar'dan farklı bir zihniyet temsil
etmektedir.
İyonya düşünürleriden farklıdır, çünkü dogabilimsel görüşleri
itibarıyla onların bazı görüşlerini paylaşmaktaysa da eğilimi itibarıyla bu tür
sorunlara, yani evrenin nasıl ortaya çıktığı, ana maddesinin ne olduğu gibi
sorunlarla gerçekten ilgilenen bir insan değildir.
Öte yandan Ksenophanes'in amacının, Pythagoras gibi ruhun
kurtuluşunu sağlamak olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim bir şiirinde açıkça
onunla ve onun ruh göçü anlayışıyla alay etmektedir. Benzer şekilde
Dionysosçular da tuhaf ayinleri ve öğretileriyle Ksenophanes'in alaycı
eleştirilerinden kendilerini kurtaramamaktadırlar.
Ksenofanes Hayatı
Ksenofanes, yaklaşık 570’de Ionia’nın Colophon şehrinde
doğdu ve belki de başta Sicilya olmak üzere çeşitli şehirleri gezdi. Ancak
hayatının çoğu bilinmemektedir.
Ksenofanes Felsefesi
KsenofanesOnun görüşlerine dair bilgimiz hayatta kalan
şiirinden geliyor, bunların hepsi daha sonraki Yunan yazarların alıntıları
olarak geçiyor. Şiirleri , antropomorfik tanrıların panteonuna ve Yunanlıların
atletizm dönemine olan inancı da dahil olmak üzere geniş bir fikir yelpazesini
eleştirdi ve hicvediyordu.
Ksenofanes, o zamana kadar tanrıların insanlara formunu andıracakları fikrinin yanı sıra, çoktanrıcılık inancını reddetmiştir.
Bu düşünceyi, öküzlerin tanrıları hayal edebiliyor olsaydı, o zaman tanrıların öküz imajında olacağını iddia ederek alay etti.
Soyut, evrensel, değişmez, hareketsiz ve her zaman mevcut olan tek Tanrı kavramını geliştirmesinden dolayı, Ksenofanes çoğu zaman Batı felsefesindeki en eski tektancılardan biri olarak görülür.
Ksenofanes, o zamana kadar tanrıların insanlara formunu andıracakları fikrinin yanı sıra, çoktanrıcılık inancını reddetmiştir.
Bu düşünceyi, öküzlerin tanrıları hayal edebiliyor olsaydı, o zaman tanrıların öküz imajında olacağını iddia ederek alay etti.
Soyut, evrensel, değişmez, hareketsiz ve her zaman mevcut olan tek Tanrı kavramını geliştirmesinden dolayı, Ksenofanes çoğu zaman Batı felsefesindeki en eski tektancılardan biri olarak görülür.
Bu, hayattaki daha ince şeylere erişimi olan insanların
çevreleri arasında hoş karşılanırken, kendilerini dindarlık ve ılımlılıkla
özdeşleştirmeye teşvik etme görevini de üstlendiğini göstermektedir. Başka bir
yerde, Ksenofanes, memleketinin çöküşüyle vatandaşının gösterişli
göstergeleriyle (parça 3) arasındaki bağlantıyı gösteriyor. Hayatta kalan uzun
metrajlı parçalardan birinde, zihnin tarih boyunca yankı bulduğu kültürel
öncelikleri eleştiriyoruz. Burada Ksenofanes, ödüller ve saygınlıklarını
şampiyon sporculara verirken, öğrenilenlerin ve şairlerin uzmanlığı
aldatılmamış ve takdir edilmez.
Pisagorla İlişki
Eleatic Felsefe Okulu’nun kurucusu olan Ksenofanes,
Colophon’lu bir yerli idi ve yaklaşık 570 BCE doğdu. Hayatının tarihlerini
herhangi bir doğrulukla belirlemek zordur ve hayatının gerçekleri de
belirsizdir. Xenophanes erken bir tarihte kendi ülkesinden ayrıldı ve
Sicilya’ya sığındı. Burada Hiero, Hicaz ve İambik ayetleri mahkemesinde, Hesiod
ve Homer Teogisi’ni eleştirdiği için yazdı. Sicilya’dan felsefe mesleğini
üstlendiği Magna Graecia’ya geçti ve Pisagor okulunda ünlü bir öğretmen oldu.
Pythagoras’ın öğrencileri arasında olağan olandan daha büyük bir düşünce
özgürlüğüne yol açarak, Epimenidler, Thales ve Pisagor’un doktrinlerine karşı
kendi görüşlerinin yeni fikirlerini ortaya koydu.
Yaklaşık 70 yıl boyunca Pisagor felsefesi başkanlığını yaptı.
Yaklaşık 70 yıl boyunca Pisagor felsefesi başkanlığını yaptı.
Burada Elea okulunun kurucusu Parmenides’in hocası oldu.
Parmanides felsefesinde karşılaştırılan temel düşünce olan “bir tanrı vardır” olarak dile gelir. Ksenophanes’in belirttiği üsluptaki ölümsüz, sonsuz, aşkın ve genel geçer tanrı, Parmenides felsefesindeki “Bir”dir.
Ksenophanes’in en önemli görüşü tanrı anlayışına ilişkindir.
Parmanides felsefesinde karşılaştırılan temel düşünce olan “bir tanrı vardır” olarak dile gelir. Ksenophanes’in belirttiği üsluptaki ölümsüz, sonsuz, aşkın ve genel geçer tanrı, Parmenides felsefesindeki “Bir”dir.
Ksenophanes’in en önemli görüşü tanrı anlayışına ilişkindir.
Antikçağ’daki antropomorphizm ile
savaştı ve tanrıların insan biçiminde ve insanmış gibi düşünülmesinin
yanlışlığını vurguladı.Ona göre tanrılar, insanlar “ölümlüler” gibi her türlü
kötü, olumsuz edimlere giremezler. Her kişi ya da toplum, tanrısını kendisi
gibi tasarlarsa tanrıların sanılanlardan da çok ve çeşitli olmaları gerekir.
Tanrı’nın her türlü biçimden yaşama biçiminden arınmış olması gerekir. Bu tanrı
her şeyin üstündedir.
Gelip geçici olanlarla doğrudan ya da dolaylı bir
benzerliği yoktur.
O bir tektir?
Böylece Ksenophanes Tek Tanrıcı (Monoteist)
dinlere uzanan yolu açtı.
Bu yolda daha sonra Sokrates ve Platon yürüdüler ve
görüş, Plotinos felsefesinde en geniş biçimine vararak tek tanrılı dinlerin
ortaya çıkışma ulaştı.
Filozof Hakkında
1950’lere kadar, bir filozof olarak doğru bir şekilde
karakterize edilip edilmeyeceği de dahil olmak üzere, Xenophanes’in pek çok
yönü üzerinde tartışmalar oldu. Bugünün felsefi ve klasik söyleminde,
Xenophanes en önemli demokratik filozoflardan biri olarak görülür. Aynı zamanda
onu, Elmen’in Zeno’nun öğretmeni olarak gördüğünü ve genel olarak Eleat okuluna
bağlı olduğunu görmek yaygındı.
Yorumlar
Yorum Gönder